---
title: "O Eski Tezgahın Ardındaki Sabırsız Bekleyişe Bir Mektup"
description: "Sevgili Genç Melis’im, o telaşlı kağıtların arasında kaybolmuş halime yazıyorum bu satırları."
date: 2026-11-02T18:40:35Z
updated: 2026-11-02T18:40:35Z
author: "Melis Güneş"
site: "Sokak Lambası Altındaki Lezzetler"
language: "tr"
tags: ["istanbul", "anadolu-mutfağı", "gözlem", "nostalji"]
url: "https://geceyarisi-tadlari.nasilalinir.com/o-eski-tezgahin-ardindaki-sabirsiz-bekleyise-bir-mektup"
---

# O Eski Tezgahın Ardındaki Sabırsız Bekleyişe Bir Mektup

Sevgili Genç Melis’im, o telaşlı kağıtların arasında kaybolmuş halime yazıyorum bu satırları.

Şu an buradasın; şehrin o kalabalık nabzını tutmaya çalışıyorsun. Bir sonraki ilhamın için acele ediyorsun, sanki o mükemmel kareyi kaçıracakmışsın gibi. Tezgahların ötesindeki her bir çatlağın, her toz zerresinin sana anlatacağı o büyük hikâyeyi hemen çıkarmak istiyorsun. Sanki aceleci bir yarıştasın ve zaman senin karşına çıkmış gibi geliyor.

Dur biraz, küçük melis. Nefes al.

Hatırlıyorum da o küçük esnaf lokantasına ilk gittiğinde, garsonun tezgahtaki bilinçsiz hareketlerinden bile bir ritim bulmaya çalışırdın. Her şeyin, büyük bir kompozisyonun parçasıymış gibi tasarlamaya çalışırdın. Bu güzel bir yetenek, bu gözlem gücü senin imzandır. Ama o günlerdeki telaşın, bazen o basitliğin ruhunu kaçırıyordu sanki.

Görmezden geldiğin bir detay vardı o eski balıkçının tezgahında; deniz kokusuyla karışmış, ağır basan tuzlu o koku. Sen zaten buharın dansını, yağın rengini analiz ederken, aslında o kokunun bin yıllık bir hikâyenin özetine geldiğini kaçırıyordun. Sabırsızlıkla, "Bunu nasıl tasvir ederim?" diye düşünürdün. Sanki kelimelerle fiziksel bir formül çözmeye çalışıyordun.

## Aceleye Gelmez Lezzetler Gibi Yaşamın Ritmi

Hayat da tıpkı annemin yaptığı o uzun süre pişmiş kuru fasulye gibi. Sabırla kaynıyor, aceleye gelmiyor. Oysa sen, en iyi sonucu anında yakalamaya çalışıyorsun sanki.

O günkü telaşın, aslında gelecek senlerin bu sakinliğine duyduğun bilinçaltı bir özlemle çatışmasıydı. O küçük esnafın, sabah erken saatte kurduğu o basit düzeni; müşterinin gelip gitme ritmini; malzemelerin kesilme biçimini... sen onu bir "veri seti" gibi okumaya çalışıyordun. Oysa o, ruh haliydi.

**Önemli olan, bunu bir çözüme ulaştırmak değil.**

O günkü karşılaşmada önemli olan, o anlık duygu katmanlarını yakalamaktı. O yaşlı kadının çayını karıştırma biçimindeki o hafif ritim, belki de hayatın tüm akışkanlığını özetliyordu. Sen onu bir kompozisyonun son dokunuşu gibi görmek yerine, o anın kendisi olarak kabul etmeliydin.

Bu aceleci yakalama çabası, aslında seni mükemmeliyetçi bir girdaba sokuyordu. Oysa en büyük keşifler, kaydırma hareketinde gizliydi; tıpkı bir grafik tasarımcının eskiz defterine yapmadığı, bilinçsizce çizdiği karalama gibi.

Dinle küçük melis. O tozlu sokak lambasının altında, her zaman aceleye gelmeyecek bir hikaye bekler. Sen sadece orada olacaksın; kaydetmek zorunda değilsin, hissetmen yeterli. Ve bu basit eylemin bile bir sonraki en güzel çalışmanın temelini oluşturacağını bilmek huzur veriyor.

Sevgiyle,
Gelecekteki Sen
